Tarihi Sağlık Reformu, New York’lular için de günün konusu oldu. Tüm ülkede yüzde 20′lik bir nüfusun mahrum olduğu sağlık sigortasını herkese ulaştıracağı düşünülen reformdan New York’luların da umutları var. New York, sağlık sigortasının en pahalı olduğu kentlerden biri. Bireysel olarak yılda aşağı yukarı 10 bin dolara, bir aileye yılda 25 bin dolar civarına mal oluyor.
New York’lu çalışanların beşte üçü sağlık sigortasını işveren tarafından sunulan bir olanak olarak kazanıyor. İşverenler, sigorta ücretinin ortalama yüzde 65′ini sigorta şirketine cebinden ödüyor, geri kalan yüzde otuz beş maaşlardan kesiliyor. New York’lu profesyoneller, yasa konusunda temkinli. Genel endişe, yasanın vergileri artırması ve yasanın etkilerini işverenin uzun vadede daha düşük maaşlar önererek çalışanlara olumsuz yansıtması. Reformun etkisiyle yıllık sigorta masrafında poliçe başına toplam 4 bin dolar yıllık artış ve dolayısıyla çalışanların da bu yükü yılda ortalama 1500 dolarlık bir artışla paylaşması anlamına gelebilecek. Ancak, kriz yüzünden halihazırda küçük şirketler kendi sigorta paylarını düşürerek çalışanlarla paylaşıyor, dolayısıyla maaşları reel olarak üçte bir kırpılmış New York’lular da var.
Konuştuklarım, yasayı genel olarak sigorta fiyatlarının düşmesi umuduyla destekliyor. Yine de düşük gelirlilerin ve eskiden var olan rahatsızlıkların, ayrıca 26 yaşına kadar tüm aile fertlerinin de artık sigorta kapsamına alınması çoğunluğun yasayla ilgili olumlu ve insani bulduğu özellikler. New York’ta yaşlılara devletin sunduğu uygun fiyatlı sigorta hizmeti Medicaid’den halihazırda 4 milyon kişi yararlanıyor. Yasa sayesinde 1 milyon kişi daha bu hizmetten yararlanabilecek.
ULAŞIM
Metroda 90 milyon dolarlık tasarruf yapılacak
New York metroları 90 milyon dolarlık tasarrufa gidiyor. Ekonomik kriz, New York’un metrolarını da vurdu. Yüzde 95 gibi güvenilir bir dakiklikle günde toplam 2.5 milyon kişiyi evden işe ve okula taşıyan metro hatlarında yapılan değişiklikler, New York’luları bugünlerde meşgul eden konulardan biri. Manhattan’ın altını baştan başa kat eden ve New York’un diğer semtlerine uzanan 1, 2, N, L gibi adlarıyla en popüler toplu taşıma aracı olan metroları ve yanı sıra otobüs, tren gibi tüm diğer toplu taşıma sistemlerini işleten MTA, bağlı olduğu Albany South eyaletindeki bütçe açığının bir uzantısı olarak, geçen yıl 600 milyon dolara yakın bir açık ilan etmişti. MTA yaz başında yeni CEO’su Jay Wilder’la bu eylem planını devreye soktu.
Eylülden beri planlanan bir dizi önlem paketiyle 90 milyon dolarlık bir tasarruf hedefleyen şirketin uygulamaya soktuğu plan, kısa dönemde New York’luları epey sıkıntıya sokacak gibi görünüyor. New York, ABD’nin en zengin kentlerinden biri olsa da New York’ta çok farklı gelir kademelerinden insan yaşıyor. MTA şirketi, 30′u aşkın otobüs rotasını ve iki metro hattını kaldırarak uzak semtlerden Manhattan’a yolculuk edenleri zorlamak bir yana, özellikle öğrenci indiriminin kaldırılması planı Bronx ve Brooklyn semtlerinde ikamet eden daha düşük gelirli öğrencilerin velilerini isyan ettirdi.
Kamu sektörü planlama uzmanı Kemal Karakaya diyor ki: “Bu proje kısa dönemde New York’luları zorluyor. Ancak uzun vadede New York’luların lehine olacak.” Proje ayrıca MTA’nın kendi içinde yeniden yapılanmasını ve mevcut birimlerinin tek bir çatı altında toparlanmasını da içeriyor. Şirket, 70 bin çalışanıyla kentin en önemli işverenlerinden biri olduğundan, bu projenin parçası olarak hedeflenen erken emeklilik ve işten çıkarmalar New York ekonomisini etkileyecek diğer yan etkiler olacak. “Toplu taşıma sistemlerinin teknolojik altyapısının yenilenmesi gibi projeler uygulamaya sokularak, toplu taşımada hizmet kalitesinin artması sağlanacak” diyen Karakaya, projenin şirketin hantallaşan yapısından kurtulmasına katkıda bulunarak, uzun vadede New York ulaşımına olumlu katkıları olacağını belirtiyor.
