Kategori| Anasayfa, Piyasalar

Küskün küçük yatırımcı İMKB’ye geliyor, dikkat büyükler satabilir!

02 Kasım 2009

2001 krizinde küsen küçük yatırımcıların İMKB’de yeniden alım yaptığını söyleyen Yapı Kredi Yatırım Genel Müdürü, ‘Büyük yerli ve yabancı yatırımcılar satabilir ama paranın gidecek yeri yok, İMKB’de çok büyük düşüş olmaz’ dedi
2001 krizinde büyük para kaybı yaşayan ve piyasaya küsen küçük yatırımcıların son dönemde İMKB’den yine hisse almaya başladığını söyleyen Yapı Kredi Yatırım Genel Müdürü Ahmet Yıldırım, “Ancak düşük fiyattan hisse senedi alan yerli ve yabancı profesyonel yatırımcılar her an satışa yönelebilir” uyarısında bulundu. Ancak Ahmet Yıldırım, ABD’den faiz artırım sinyali gelmediği sürece borsaların alternatifsiz olacağını bu yüzden İMKB’de önemli bir düşüş beklemediklerinin de altını çizdi.
Küçük yatırımcıların tüm parası ile hisse senedi almamasını, hisse alımı için ayırdıkları paranın tamamını ise aynı hisseye yatırmaması gerektiğini vurgulayan Ahmet Yıldırım, İMKB ve global piyasalara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
Küsen küçük yatırımcı İMKB’ye dönüyor: 2001 yılında İMKB’ye küsen yerli küçük yatırımcının yavaş da olsa piyasaya girdiğini ve portföyleri için alım yaptığını görüyoruz. Ancak bunlar çok abartılacak boyutlarda değil. Kim bunlar emekliler, küçük tasarrufu olan kişiler gibi….
Küçükler alıyor, büyükler satabilir: Ancak fiyatlar arttığı için yerli ve yabancı profesyonel yatırımcılar endeksin bu seviyelerinde borsadan bir miktar çıkmak isteyebilir. Satan kesim ise parasını yatıracak iyi getiri sağlayabileceği bir adres bulamadığı için, yeniden İMKB’de alım yapacaktır diye düşünüyorum.
Bu nedenle borsada zaman zaman kâr satışları yüzünden düşüş görsek bile ben büyük bir düşüş yaşanmasını beklemiyorum. Çünkü hala faizler düşük ve bir süre öyle kalacak, hatta yılsonuna kadar Merkez Bankası belki 0.50’lik bir indirimi daha yapabilir. Dünyadaki trend faizde kısa vadede bir yükselme olmayacağı yönünde.
Yükseliş devam edecek: Bu çıkışı sağlayan ortamında aynı kalacağını düşünüyoruz. Ama herzaman bir miktar kâr satışı olabilir. Kâr realizasyonu yapıldıktan sonra da daha düşük fiyatlardan yine bu kağıtlara girebilirler. Ancak sağduyulu yatırımcıların benim aldığım şirket, sektör kârlı mı diye bakması gerekiyor.
Faiz artırım sinyaline dikkat!: Borsaların dönüş noktası ise özellikle ABD ve gelişmiş ülkelerde faiz artırım sinyallerinin verildiği zamandır. Dikkat edin arttığı zaman değil… Ancak ABD’de kısa vadede faiz artırımı beklemiyoruz. 2010 ortasından sonra olabilir. Borsa artacak demiyoruz ama borsanın yükselişini sağlayan dengeler halen mevcut diyoruz. Bu nedenle en azından İMKB’nin çok düşmeyeceğini söyleyebiliriz.
İMKB’nin alternatifi yok: İtiraf edelim ki biz İMKB’nin bu kadar yükseleceğini beklemiyorduk. Daha önce 40 binlere geldiğinde pahalı gelmişti. Şu anda İMKB’nin seviyesine baktığımız zaman faizlerin bu seviyesinde alternatif yatırım araçlarının bulunmaması ile izah edebiliyoruz.
2010 yılında işlem hacmi artmaz: 2010 yılında ise işlem hacminin bu yıl olduğu gibi yüzde 35 artması zor görünüyor. Hacim en azından bu seviyelerde kalabilir.
İMKB’de 40-50 tane etkin oyuncu var: İMKB’de işlem hacminde de ciddi oranda artış yaşandı. Geçen yıla göre yaklaşık yüzde 35 oranında arttı. Şu anda İMKB’de kısa vadeli al-sat yapan 40-50 tane büyük etkin oyuncu bulunuyor. İşlem hacmini bunlar oluşturuyorlar.
Büyüklerin portföyündeki hisse oranı yüzde 30: Şu anda dünyadaki büyük para sahiplerinin portföylerinin yüzde 30’u hisse senedinde. Türkiye’de ise yerli yatırımcıların hisse oranı 2008 Aralık ayında yüzde 3.7’den, Eylül 2009’da yüzde 6.3’e yükseldi.
Faizde düşüş devam edecek: Faizler düşmeye devam edecek. Aşağı inebilecek yer var diye düşünüyorum. Merkez bu yıl 0,50’lik bir indirim daha yapabilir. Bonoda bir miktar daha düşüş devam edecektir. Buna karşın dolar artar mı, bence artmaz çünkü kurların bu seviyesine rağmen yatırımcının dövize ilgisi çok düşük.
Banka hisseleri mutlaka alınmalı: Bankaların 2009 yılı kârları muhteşem. Ancak bu kârların nereden geldiğine bakarsak Hazine bonosu portföyünden yazdıklarını görürüz. Bankacılık sektörü verilerine baktığımızda 2010 yılında bu yılki kadar yüksek kârlar elde edemeyeceklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ancak buna rağmen bankacılık sektörü hisselerine olan talebin korunmasını bekliyoruz. Çünkü banka hisselerinin endeks üzerindeki etkisi yüzde 40’ları aşmış durumda. Yani borsayı almak istiyorsanız mutlaka banka hissesi alıyorsunuz. Bir diğer önemli nedeni de banka kârları üzerinde etkili olan faizdeki düşük seviyelerin korunması ve bir süre daha korunacak olmasıdır.
Yabancı taban fiyattan hisse aldı: Geçen yılki çıkışta yalnız yerli değil, yabancı işlemlerinin de etkili olduğunu gördük. Sadece nisan ayında yabancılar İMKB’ye 960 milyon dolar soktu. Yıl genelinde ise toplam 1.3 milyar dolarlık hisse senedi, 1.5 milyar dolarlık Hazine bonosu aldılar. Yani yabancıların belki birçoğu endeksin taban seviyelerinden Türk hisse senetlerine yatırım yaptı.
Küresel kriz Türkiye’ye yaradı: Yurtdışında yaşanan problemler aslında Türkiye’nin avantajına oldu. Dünya ekonomilerinde resesyon yaşanırken, faiz artışına cesaret edemediler. Bu arada ekonomilerini canlandırabilmek amacıyla faizleri düşürüp piyasada bol para yaratmak zorunda kaldılar. Sonuçta bu kriz Türkiye için iyi bir fırsat oldu.

Yatırımcılara öneriler
Hisse senedi alacaklar için öneri ve uyarılarda da bulunan Yapı Kredi Yatırım Genel Müdürü Ahmet Yıldırım şöyle konuştu: “Portföyünüzün yüzde 100’ü ile hisse almayın. İMKB için ayırdığınız paranın tamamını sakın tek hisseye yatırmayın. Malesef küçük yatırımcılar bunu yapıyor. Portföyünüzde mutlaka bankacılık hissesi olmalı. Çünkü endeksteki ağırlığı fazla. Ayrıca 2010 yılında enerji sektörü yine favori olacak. Bunun dışında yüksek temettü veren hisselerin de öne çıkacağını düşünüyorum. Ayrıca gayrimenkul piyasasında 2010 yılında canlanma bekliyoruz.”

Yabancı fonlar Türkiye’de gayrimenkul peşinde
Uluslararası fonlara Türkiye’de gayrimenkul konusunda danışmanlık hizmeti verdiklerini de söyleyen Yapı Kredi Yatırım Genel Müdürü Ahmet Yıldırım, son dönemde gayrimenkule yabancı fonların talebinin arttığını belirterek şöyle konuştu:
“Yabancıların talepleri ağırlıklı alışveriş merkezleri ve ofislere. Tabii bunlar projelerden toplu alım yapıyorlar. Ancak burada eksik olan proje finansmanı tarafı. Yabancı equity’ler bu projelerin satın alımı sırasında bankaları istiyor bankalar ise biraz geride duruyor. Çok hızlı gitmiyoruz ama iyi olacak ve biraz zaman alacak. 2010 haziran ayından itibaren de proje finansmanlarının başlayacağını düşünüyorum.”

‘2010 Haziran ayında canlanır’
Gelişmiş ülkelerde gayrimenkule talebin düştüğünü söyleyen Yıldırım, “Miami’de 300 bin dolarlık bir evi şimdi 150 bin dolara alabilirsiniz. Ama eskiden o sitede 300 kişi varken şimdi 10-20 kişi oturuyor. Bu yüzden eskiden site aidatı 100-200 dolar iken şimdi 2000 dolarlara fırlıyor. Şu anda birçok gayrimenkul sahibi sadece site aidatını ödesin diye kiracı arıyor. Oysa ki bizim gibi fiziki talebin olduğu ülkelerde kira gelirleri, temettüleri yüksek. Bu yüzden gayrimenkul fonları son dönemde kendi ülkelerinden çıkıp fiziki talebin yüksek olduğu gelişmekte olan ülkelere yöneliyorlar.
Konut faizlerinde ise bir miktar daha düşüş yaşanmasını bekliyorum.”

Global oyuncular Afrika’ya yöneliyor
Krizin ardından dünyada yatırımcı eğilimlerinin değiştiğini söyleyen Yapı Kredi Yatırım Araştırma Yöneticisi Murat Berk ise şu değerlendirmede bulundu:
“Son dönemin en dikkat çekici pazarı Afrika. Kenya, Nijerya, Güney Afrika vb. gibi ülkelerin borsaları son dönemin gözde pazarları… Yatırımcılar şimdi bu pazarlarda konumlanmak istiyorlar. Neden çünkü gelişme hızı yüksek olacak.
Bunun dışında ayrıca yeşil enerji bir sonraki tercihleri olmaya başladı.
Ayrıca son dönemin bir başka önemli değişimi ise global oyuncuların artık gelişmekte olan ülkeleri kategorilere ayırması oldu. Çünkü son yaşananlar onlara ders oldu. Ayrıca gelişmekte olan ülke pazarlarının önemi de arttı. Artık dünyada büyüyen pazarlara ve büyüyen nüfuslara para gidiyor. Yani akıllı para buralara gidiyor.

‘Türkiye Hindistan olabilir’
Ve artık yatırımlara çok daha uzun vadeli bakılıyor. Bence Türkiye’de bunun içerisinde yer alıyor. Türkiye’nin burada diğer rakiplerine göre dezavantajları var. Örneğin diğerlerinde olan emtialar yok. Türkiye bir Güney Afrika veya Rusya değil. Ancak bir Hindistan olabiliriz. Dışa bağımlılığı az, tüketim eğilimi yüksek, ihracat dayalı ekonomisi olan, üreten ve tüketen, kuvvetli bankacılık sektörü olan bir ülkeyiz bunlar bizim artılarımız.
Dünyanın gözü BRICT ülkelerine çevrilmiş durumda. Bunların içinde bir Rusya’da sağlamlık yok.”

Altın çok abartılıyor
Altın fiyatlarındaki çıkışı ise ‘Altının çok fazla abartıldığını düşünüyorum’ diye değerlendiren Murat Berk, “Dünyada altının işlem hacmi 50 milyar dolarlık bir büyüklük. Çok spekülatif bir yatırım aracı. Bence emtia değil. Çünkü örneğin bakır gibi sanayide kullanılmıyor. Onun için bir fiyat belirlemek çok spekülatif. Düşük işlem hacmiyle çok hızlı hareket ediyor. Bu yüzden altın beni korkutuyor.
Ancak bu çıkış fonlar ve insanların enflasyona karşı koruma amaçlı alımlarından kaynaklandı. Artık fiyatların çok fazla artmasını da beklemiyorum. Fakat düşüş de olmaz. Fiyatların hızlı gerilemesi için ABD’de faizlerin artması, doların değer kazanması sonucu yatırımcıların altın satıp, ABD Hazine bonosuna yönelmesi gerekiyor.
Bu yüzden çok kısa vadede altın fiyatlarında düşüş de beklemiyorum.

Dünya için üç risk var
Dünya açısından önümüzdeki döneme ilişkin üç risk bulunduğunu da söyleyen Murat Berk bu riskleri şöyle sıraladı:
* Hükümetler ülke ekonomisi ayakta kalsın diye önemli destekler verdi. Bu destekler çekildiğinde risk yükselebilir. Bu görüş bence zayıf bir ihtimal.
* Merkez bankaları faiz artırırlar. Ancak bu da önümüzdeki 3 hatta 6 ayın konusu değil.
* Volatilite arttığı için yatırımcıların risk alma iştahında yeniden artış olabilir. Çünkü getiriler düşüyor ve insanlar daha fazla risk alarak getirilerini yükseltmeye çalışıyor.
İMKB’de ise trendin değişmediğini düşünüyoruz. Ama bu saydığım üç konuda riskler artıyor. İMKB’de 2007 yılının tepesine daha ulaşamadık. Hala gidilebilecek yer var ve ancak marjalar azalıyor.

Yazar:

admin - 77 Portfoy.Org.


Leave a Reply